Bir Ayet, Bir Hadis

26 Mayıs 2011, 12:04 Yorumlar kapalı

.: Bir Ayet :. .: Bir Hadis :.
“Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!” Ankebut, 29/64
“Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir.” Ebu Dâvud
Kategoriler:Genel Etiketler:,

ALLAH (c.c) 3 şekilde cevap verir:

20 Mart 2014, 10:38 Yorum bırakın

1511223_10152332437814845_1596868475_n

1) Evet der ve istediğini verir.
2) Hayır der ve daha iyisini verir. .
3) Bekle der ve en iyisini verir. . .
‘ Dua ve Sabır ‘

Kategoriler:Genel Etiketler:

Bir peygamber duâsı ;

20 Mart 2014, 10:23 1 yorum

 

1920178_10152336203779845_217226920_n

 

 

 

 

 

“Allah’ım merhametsizleri bize musallat etme… ”
– Tirmizi, Daâvât, 79

Kategoriler:Genel Etiketler:

islam’da kadın kocasına nasıl davranmalı

04 Kasım 2013, 08:24 Yorum bırakın

Saliha.bir kadın, önce evinin kadını olmalı. Kocasına, akrabalarına, komşularına karşı daima saygılı ve uyumlu bir kişilik sergilemelidir.

Tutumlu olmalı, zira Allah (c.c.) israf edenleri sevmez. Evde herşeyi dikkatli ve itina ile kullanmalı. En ufak ve değersizmiş gibi görülen her şeyi değerlendirmesini ve yerinde kullanmasını bilmeli. Zenginde olsa, her şeyi bolca alabilecek imkanlarada sahip bulunsa bile, daima her varlığın bir yokluğu bulunabileceğini ve aç-yoksul insanların varlığını düşünmeli, her şeyi iktisatlı kullanmalı. Az masrafla güzel ve leziz yemekler pişirmesini bilmeli. Her konuda kocasına yardımcı olmalı, ona lüzumsuz masraf yaptırmamalı, kocasının malını ve servetini çar-çur etmemelidir.

Özellikle misafir geldiği zamanlarda mutfak sanatını iyi kullanmalı; kendi akrabaları ve dostları geldiğinde nasıl davranıyorsa, kocasının akrabalarına karşı da daima en güzel ikramı yapmaya gayret etmeli. Misafirin gelmesinden dolayı kocasına eziyet etmemeli, severek hizmet etmelidir

Kadın hareketli ve eli çabuk olmalı, uyuşuk, mıymıntı olmamalı. Kocasının olmadığı saatlerde çabucak işlerini bitirip kendisine zaman ayırmalı. Kocası işten gelmeden ona en güzel şekilde süslenip hazırlanmalı, o gelince lüzumsuz başka şeylerle oyalanmdyıp, eşi ile hoşca vakit geçirmeli. Özellikle yeni evlilik aylarında, çocukları çoğalmadan böyle yaparak, kocasını eve iyice bağlamasını bilmeli, kocasının kalbine girmelidir.

Kadın cilveli, tatlı dilli, güler yüzlü olmalıdır. Eve gelen eşine sevimli bakışlarıyla, güzel davranışlarıyla onun yorgunluğunu unutturmalıdır. Bir kadın kadınlık sanatını iyi kullanmazsa, eşini evinden soğutabilir. Inatçılık kötüdür ama, kadınlarda daha da kötüdür. İnatçılık yüzünden nice yuvalar, bir hiç uğruna yıkılıp git mıştir. Geride ise annesiz-babasız çocuklar üzüntü ve gözyaşı, hatta bazen de kan bırakdığı olmuştur. Onun için kadın uysal olmalı, kocasıyla ve çevresiyle kolayca uyum sağlamalıdır. 0 zaman değeri anar, yuvada huzur ve mutluluk hakim olur.

Fakat bunun yanı sıra, her türlü zorlukları yenme hususunda ise azimli olmalıdır. Gelen bela ve musibetlere karşı kocasına daima destek vermelidir. Nankörlük etmemeli; varlık anında yanında olup, fakirlik ve sıkıntı anında eşini yalnız bırakmamalıdır.

Eşinden daima helal rızık istemelidir. Luzumsuz ve israf olan, eşinin maddi gücünün yetmediği şeyleri istememelidir. Çocuklarını daima helal ve hayırlı rızıkla yetiştirmeyi şiar edinmelidiv Zira ecdadımız; “Yuvayı dişi kuş yapar.” sözünü boşuna söylememişlerdir. Çocuklarının hem annesi ve hem de eğiticisi olmalıdır. Onları sürekli azarlayan, döven ve babalarına şikayet eden biri olmamalıdır. Bilhassa onları seven, eğiten, sabırla onlarla arkadaş gibi oynayan bir mürebbiye olmalıdır.

Kadın evinde, özellikle de kocasının yanında ne kadar hareketli ise, sokakta bunun aksine ağırbaşlı, onurlu, ciddi ve hanımefendi olmalıdır. Haya ve edebini hiçbir zaman kaybetmemelidir; Hayasız kadınlardan daima uzak durmalıdır. Yanlış düşünceye sebeb olacak mekanlardan uzak durmalıdır. Yürümesinde, konuşmasında, bakışlarında, alışveriş ve bütün davranışlarında çok ciddi olmalıdır. Hele yürürken kadınlık belirtilerini tamamen gizlemeye çalışmalıdır. Zira Cenab-ı Hakk Nur Suresi 31. ayette; “Kadınlar ziynetlerinin bilinmemesi ve erkeklerin dikkatlerini üzerlerine çekmemeleri için ayaklannı yere sert vurarak çalımlı ve hareketli yürümesinler.” buyurmuştur. Ozetlersek; Kadın evinde dişiliğini ve güzelliğini, dışarıda ise kişiliğini sergilemelidir.

 

Alıntı

Kategoriler:Genel

*Kişiliğini korumak için şunlara dikkat et:

24 Ekim 2013, 14:48 Yorum bırakın

 

Ey oğul!

1. Saçını sakalını tarayıp öyle sokağa çık.

2. Beyaz kılları koparmaya kalkma.

3. Lüzumundan fazla güzel kokulu şeyler sürünme.

4. Bir ihtiyacını dile getirirken üzerinde ısrarla durma.

5. Birtakım arzularının yerine gelmesi için küçülme.

6. Servetinin tam listesini, mevcut paranın tam rakamım çoluk çocuğuna verme. Çünkü bunlar onu az görecek olurlarsa kendilerini zayıf sanarlar. Çok görecek olurlarsa da, yaşayışlarında değişiklik yapmak isterler. Onları hırpalamadan belli ölçüde idare etmeye çalış.

[İmam-ı Gazali hazretleri rahmetullahi aleyh]

Kategoriler:Genel Etiketler:

”Harâbât ehlini hor görme sakın.”

04 Temmuz 2013, 15:23 Yorum bırakın

 

1368527115_922817_519612274771518_349133776_n

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak.
Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır..
Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..
Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar..
Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.

Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan..

Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..
Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile..
İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar..

İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır delinin yanına ve der ki:

“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın?
Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”

Bunu duyan deli melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar

“Âdetiniz böyle değil mi?”

“Ne âdeti?!” der Hoca..

Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..

Der ki deli bu kez:

“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!

Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..

“Evet” der deli, “Hepinizin sırtı yüklü!”..

Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..

Deli bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır:

“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı..

Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..”

Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca;

“ Boş yok, boş yok hiç!..diye tekrarlar.

O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar!

Aynen doğrudur dedikleri çünkü;

Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda,

kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği..

Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.

“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca..

O da der ki:
“Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!

Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda…

“Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.”
Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet..

 

Kategoriler:Genel Etiketler:

Var bunda da bir hayır!

04 Temmuz 2013, 15:08 Yorum bırakın

1370065154_45423_414431125316413_684527103_n
Zamanın birinde bir padişah varmış. Çocukluğundan beri yanından hiç ayırmadığı arkadaşını kendisine vezir yapmış. O arkadaşı, yaşadığı her şeye:
“-Var bunda da bir hayır!..” dermiş. Bir gün iki dost avlanmaya gitmişler. Vezir, tüfeği hazırlayıp padişaha veriyormuş. Kurşun geri tepip padişahın parmağını koparmış. Vezir, her zamanki gibi:
“-Var bunda da bir hayır!..” demiş.
Bu duruma çok sinirlenen padişah, onu zindana attırmış. O olaydan bir sene sonra, padişah adada yamyamlara esir olmuş. Onların inançlarına göre ise; bir uzvu eksik insanı yemek uğursuzlukmuş. Parmağı olmadığı için padişahı serbest bırakmışlar. Hatasını anlayan padişah, hemen zindana attırdığı vezirine gitmiş ve özür dilemiş. Arkadaşının cevabı yine her zamanki gibi:
“-Var bunda da bir hayır!” olmuş. Padişah:
“-Bir sene boşu boşuna zindanda yattın, bunda ne hayır olacak yahu?!” demiş.
Vezir:
“-Eğer zindanda olmasaydım, senin yanında olacaktım ve o zaman da yamyamlar beni yiyecekti.” diye cevap vermiş.
Rabbim, bizlere de şerlerdeki hayırları görmeyi nasip eylesin!

 

 

Kategoriler:Genel Etiketler:, ,

Peki, ne yapalım?

04 Temmuz 2013, 12:39 Yorum bırakın

 

nuh

“Hz. Süleyman zamanında bir kuş, kanadını bir sofînin kırdığından şikâyet ile Hz. Süleyman’a gelmiş. Hz. Süleyman da o kuşun şikâyetçi olduğu sofîyi huzuruna getirtip sormuş:

— Bak, bu kuş senden şikâyetçi. Niye bu kuşun kanadını kırdın?

Sofî cevap vermiş:

— Sultanım, Allah bu mahlûkatı bizim emrimize musahhar kılmıştır. Ben bu kuşu avlamak istedim, önce kaçmadı. Yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı. O esnada da kanadını incittim. Ona kaçması için fırsat verdim, fakat o bekledi. Adeta “Gel beni tut, ne istiyorsan yap,” dedi.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa hitaben demiş ki:

— Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Neticede sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun.

Kuş, Hz. Süleyman’a şöyle cevap vermiş:

— Efendim, ben onu sofî kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı o zaman hemen kaçardım. Fakat bundan bana zarar gelmez diye öylece bekledim.

Hz. Süleyman bu savunmayı beğenmiş ve kuşu da haklı bulmuş. Kısasın yerine gelmesi için:

— Kuş haklı. Hemen bu sofînin kolunu kırın, diye emretmiş.

Kuş o anda:

— Efendim, böyle yapmayın! diye feryad etmeye başlamış.

— Ne yapayım?

diye sormuş Hz. Süleyman.

— Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapmaya kalkar.

Bu söz üzerine Hz. Süleyman:

— Peki, ne yapalım? diye sormuş tekrar.

Kuş bu sefer şöyle cevap vermiş:

— Siz bunu sofî kıyafetinden, libasından sıyırın! Sıyırın ki benim gibi kuşlar aldanmasın!*

#dervisinfikri
Kategoriler:Genel Etiketler:,